Bir gün bir çocuk varmış. Adı Nil’miş. Onun bir hayali varmış. Oda doktor olmamış. Annesi ona ön önce doktorların ne yaptığını öğrenmesini istemiş. Bu yüzden bir hastaneye gitmiş ve ameliyatların nasıl yapıldığını öğrenmek istemiş. Tabi bu saftriğim ameliyat odasına almadılar. Bu gariban o odaya girmek istedi. Ama bir planı vardı. Bu planla kesin girecekti. Planı ise en önce doktorların yanına gidip doktorlara yalakalık yapacaktı ve sonra hastaya bakacaktı. En önce kapıyı açtı ve önünde bir cerrah gördü. Tabi bu salakta çabuk girmek için kapıyı hızlı bir şekilde iteklemişti. Önüne çıkan cerrahı görmedi ve hızlı bir şekilde cerrah kapıdan darbe aldı ve o anda yere bayılıp düştü ama adam perişandı besbelli. Bizim saftirik cerrahın öldüğünü sanıp ameliyat masasına yatırdı. Ameliyat etmeyi düşündü hem de doktorluk bilgisi gelişirdi. Fakat adam bayılmıştı ama bizim salak onu öldü sanmıştı. Adamı ameliyat masasına yatırdıktan sonra bıçağı eline aldı. O koca kestirek gibi bıçağı can çekişsen gariban cerraha batırdı. Önce kolunu kopardı ama birazcık zekice düşününce kalbini çıkarmaya karar verdi. Sonunda bıçağı sertçe kalbine soktu ve kan fışkırttı. Kesilen kol masadan şiddetle düşmüştü. Deliren saf çocuk azgın hareketler yaptığı için kesik kola basıp düştü ve kafasını ameliyat masasına çarpıp cerrahın kalbini kafa tasına soktu. Sinirlenen çocuk kesik kolu alıp kapıdan hastane koridoruna attı. Tekerlekli sandalyede yaşlı gariban bir adamın suratına şiddetli bir şekilde geldi ve adam merdivenlerden düşüp hemşirenin beynini kendi beynine kattı ve hiçbir şeyden habersiz olan gariban hemşireciği oracıkta can çekiştirmeden öldürüverdi ve kendiside tekerlekli sandalyenin demiriyle birleşerek yarım parçaya bölündü. Ve oracıkta kan fışkırarak bütün hastanenin bembeyaz duvarlarını kırmızıya boyadı. Neyse biz kaldığımız yerden devam edelim. Bizim doktor olma isteğiyle yanıp tutuşan saftirik evladımız, ameliyathanede işine ara vermeden devam ediyordu. Cerrahçık ölmüştü. Ama bizim saf onu iyileştirebileceğini sanıyordu. Ve aklına çok önemli bir şey gelmişti. Doktorlar beyaz önlük giyerdi. Oda gidip beyaz önlük giyip ameliyatına devam edecekti. Önce ölü cerrahı çalmasınlar diye bir poşete koyup sedyenin üstüne yatırdı. Kanlar ve iğrenç etli kokular cerrahın vahşi bir şekilde öldürüldüğünü belli ediyordu. Bizim salak sedyeyle birlikte hastanenin koridoruna çıktı. Herkes ona bakıyordu çünkü 10 yaşında gariban fakirane ve her tarafı kanlı etli bir çocuğun ölü, parçalanmış bir adamı götürmesi çok dikkat çekmişti. Sedye açıkçası bizim garibana biraz ağır gelmişti ve merdivenlerden sedyeyi itti. Uçarak giden kanlı ceset başka bir ameliyat odasına girdi ve çok önemli bir ameliyat sırasında bütün doktor ve cerrahların kafasını kopararak camdan uçtu. Camdan çıktıktan sonra ana caddeye düşen sedyenin üstünde 6 doktorun kesik kafası ve yarısı bölünmüş bir ayak ve gövde vardı. Şiddetli bir hızda giden sedye bütün arabaların paniklemesine yol açtı. Kırmızı ışık yandığında bütün arabalar durdu ama bizim vahşi sedye şiddetli bir şekilde gidiyordu. O arada geçen yayaları tek tek traş etti. Bütün yayalar katliama uğradı. Artık sedye ikiye bölünmüştü. Sedyenin yarısı bir adamı ikiye bölüp bir gecekondunun camından sofrada yemek yiyen bir ailenin üstüne fırladı. Aile neye uğradığını şaşırdı ve hepsi vahşi bir şekilde jiletlenerek ölüverdi. Sedyenin diğer yarısı ise yola devam ediyordu. Sedyenin hızına dayanamayan tekerlekleri koptu. Artık bir söft tahtası gibi havada uçarak resmen gel beni kes diyordu. Biraz ilerde küçük bir tren istasyonu vardı ve orada bekleyen bir kaçta insan vardı. Bizim sedye şiddetlice insanların arkasından gelerek hepsini tren yoluna düşürdü ve tren gelip hepsini parçalayarak öldürdü. Sedye tren yoluna takıldı ama trenin geçmesiyle makinistin başını gövdesinden ayırdı. Sedye vagonlardan yoluna hiç durmadan ve hızını kaybetmeden devam ediyordu. Bütün vagonlardaki yolcuları tek tek traşladı ve katletti. Artık sedye bagaja takılarak durmuştu. Merak etimde tüm bunarlın sorumlusu olan saftirik evladımız ne yapıyor. Hastanede sedyeyi merdivenlerden fırlattıktan sonra kendiside hızını alamayıp merdivenlerden yuvarlanmıştı. Yuvarlanmanın etkisiyle başka bir muane odasına girdi ve bu muane odası kulak-burun-boğaz bölümüydü. Bu bölümde doktor hastasının kulağına bir aletle bakarken bizim salak kapıdan yuvarlanmanın etkisiyle doktorun koluna çarptı ve aletin hastanın kulağına girip diğer kulağından beynine girip kafatasını parçalamış. Ardından da gözlerinden kan akmış. Ve doktor bu olaya çok ama çok sinir olmuş ve bizim safın kafasına bir yumruk geçirmiş. Bizim salak yere çakılmış ve beyin sarsıntısı geçirerek ağır bir sarsıntı yaşamış. Ancak ve ancak 2 gün sonra doktorun tekrar şiddetli bir tekme atmasıyla uyanabilmiş. Uyandıktan sonra bizim saf artık biraz düşünceli olmuş ve doktorluk mesleğinden başka bir meslek seçmesine karar vermiş. Yani doktorluğun ona uygun olmadığını anlamış ve başka bir meslek düşünmeye başlamış. Evet bulmuş. Öğretmenlik güzel bir meslekmiş onun için artık ve hemen öğretmen olmak için okul yoluna doğru ilerlemiş ve kapıdan girer girmez kapının önündeki küçük taşı fark etmeyip düşmüş ve iki küçük öğrenciyi vahşi bir şekilde ezerek ve bir öğretmenin fena bir şekilde parçalayıp öldürmüş ve kendi hayatına da son vermiş. Nil ölmüş ama ölmesi gerçekten çok iyi olmuş. Onun sayesinde kim bilir kaç milyon kişi mutludur!!!!!!

Hikaye Etiket: AŞIRI ŞİDDET VAHŞET

Yorumlar

Yazan : havalıyım bhen
Yorum : çok sacma hahahahaha

Yorum Yaz

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :